Kimyasanal.com Kimyasanal.com Kimyasanal.com
Kimyasanal.com
Problemlerin değeri, çözülmeye çalışıldığında verdikleri zorluktan anlaşılır
Paul Erdos (1913-1996)
Kimyasanal.com
Kimyasanal.com


Tarih: 15.09.2004
Kategori: Kimya Dükkanı Sağ ok Kimya Dükkanı Sağ ok Haftanın Bileşiği
23436 kez okundu.


L-DOPA İlacı

2001 Nobel Kimya Ödülü sahibi W. Knowles, 2000 Nobel Tip Ödülü sahibi A. Carlsson ve ünlü boksör Muhammed Ali' yi bir araya getiren, ortak bir nokta var ki o da L-DOPA. Yani, L-3,4-Dihidroksi fenilalanin.



L-DOPA esasinda yapisindan da acikca görülecegi gib bir amino asit türevi. Dogal olarak insanda bulunmuyor belki ama bir tür fasülyeden, L izomerinin izolasyonu mümkün. Sentetik olarak rasemik DOPA nin eldesi ise 1911 yillarina kadar dayanmaktadir [1]. O yillarda L-DOPA nin biyolojik olarak aktif olmadigi ifade edilse de, 1927 ve 1930 yillarinda yayimlanan iki makalede, L-DOPA'nin tavsanlarda glikoz metabolizmasini ve kan basincini arttirdigi bulunuyor. 1938 yilinda ise hikayenin bizi ilgilendiren kismi gün yüzüne cikiyor: Insan ve hayvan vücudunda bulunan ve sonrasinda L-DOPA dekarboksilaz olarak adlandirilan bir enzimin, adindan da anlasilacagi üzere L-DOPA yi dekarboksile ederek Dopamin e metabolize ettigi anlasiliyor [2].



Aradan yillar geciyor ve takvimler 1960'i gösterdiginde, hikayemizin kahramanlarindan A. Carlsson sahneye cikiyor.

Isminden de anlasilacagi gibi İsvecli bir bilim adami olan A. Carlsson, Parkinson hastaligi üzerine calismalar yapiyor ve o yil, Parkinson hastaliginin beyinde dopamin miktarinin azalmasindan kaynaklandigini buluyor. Caresi de cok basit olarak düsünülüyor: Parkinson hastalarina Dopamin vermek. Ama is düsünüldügü gibi kolay olmuyor elbette. Bir ilaci aldigimiz zaman, istenilen yere ulasabiliyor olmasi, ilac kimyasinin en zor kisimlarindan biri zaten. Ve ilac olarak dopamin almak, bir ise yaramiyor ve sebebi de cok basit: alinan dopamin, beyine ulasamiyor. Bunun üzerine, dopamine metabolize oldugu bilinen L-DOPA'nin kullanilmasi düsünülüyor ve bir yil sonra 1961'de, L-DOPA nin güclü bir iyilestirici etki gösterdigi ispat ediliyor. Ve L-DOPA, 1967 yilinda klinik olarak kullanilmaya basliyor [3]. Ve tabi tüm bunlar A. Carlsson'a 2000 Nobel Tip Ödülünün yolunu aciyor.

Simdi burasi tam olarak kesin olmamakla birlikte, Beyin hücrelerine giremeyen dopamin yerine kullanilan L-DOPA'nin beyinde dopamine metabolize oldugu ve bu sekilde etki ettigi düsünülmekte. Ama belki de L-DOPA nin kendi basina baska etkilerinin de olabilecegi sanilmaktadir [1].

Yil 1968'e geldiginde sahneye W. Knowles cikiyor ve metal katalizorlugunde kiral ligandlar kullanarak asimetrik sentez yapan ilk kisi oluyor. Rodyum ile kiral fosfinler kullanarak asimetrik hidrojenasyon yapiyor ve bu bulusunu sanayide L-DOPA sentezinde kullanarak, endüstriyel boyutta asimetrik sentezin ilk uygulayicisi oluyor ve tüm bunlar sayesinde götürdügü milyon dolarlarin yaninda 2001 Nobel Kimya Ödülünü , Prof. Noyori ve Prof. Sharpless ile paylasiyor [4].


L-DOPA'nin asimetrik endüstriyel sentezi yapilan ilk molekül olmasindan ziyade, benim ilgimi ceken yönü, Parkinson hastaligindaki etki mekanizmasi. Insanlar o kadar ugrasip, edinip, asimetrik ligandlar sentezip, L-DOPA nin kiral sentezini gerceklestiriyorlar. L-DOPA'da ilac olarak alindiginda tutup, dopamin'e metabolize oluyor, ortada ne kirallik kaliyor ne birsey. :).

Elbette, L-DOPA'daki o kirallik, onun secici olarak beyine girmesini sagliyor ve onu dopaminden farkli kiliyor ama yine de insana bir yerlerde bir haksizlik varmis gibi gelmesine engel olamiyor.
L-DOPA'nin yapisina bakacak olursaniz, "feniletilamin" yapisini görmek hic de zor degil. Biyolojik olarak aktif bir cok bitkisel moleküllerde, feniletilamin yapisi önemli bir yer tutuyor. En basitindan, cikolatada bulunan ve beyinde mutluluk hormonu olarak bilinen feniletilaminin ta kendisi. Ama yine benzer sekilde, yedigimiz cikolotalardaki feniletilaminin, beyine gitmeden metabolize oldugu bilinmektedir.
Mutluluk hapi olarak bilinen ecstasy'nin yapisina bakildiginda da, feniletilamin yapisi bariz bir sekilde göze carpiyor. Efsanevi meskalini de unutmamak gerek. :).

Bir baska efsane olan ve yilini hatirlayamayacagim ama yakin gecmisteki bir spor olimpiyatin mesalesini yakarken, titreyen elleriyle hafizamiza kazinan Muhammed Ali'nin bu hikayedeki payini da artik söylemeye gerek yok sanirim.



[1] R. M. Kostrzewa, J. P. Kostrzewa, and R. Brus, Amino Acids (2002) 23: 55–56.
[2] O. Hornykiewicz, Amino Acids (2002) 23: 65–70.
[3] A.Carlsson, J Neural Transm (2002) 109: 777–787.
[4] http://nobelprize.org/nobel_prizes/chemistry/laureates/2001/public.html




Üye Yorumları

Yazar Mesaj
 

Henüz yorum eklenmedi! İlk yorumu sen yap!



Copyright © 2004-2018 - https://www.kimyasanal.com  
Mevzuat.com açıldı.
Turkbank.com açıldı.